Wiesbaden'e adım attığınızda, sizi selamlayan ilk ve en görkemli yapı şüphesiz Kurhaus'tur. 1907 yılında İmparator II. Wilhelm tarafından açılan bu bina, sadece bir "Kür Evi" değil, Avrupa aristokrasisinin, sanatçıların ve hatta imparatorların buluşma noktası olmuştur. Neoklasik mimarisi, devasa sütunları ve heybetli revaklarıyla Kurhaus, Wiesbaden'in lüks ve zarafet dolu geçmişinin yaşayan anıtıdır.
Ancak Kurhaus'un cazibesi sadece dış mimarisiyle sınırlı değildir. Asıl efsane, onun güney kanadında yer alan Casino Wiesbaden'dir. Burası, dünyanın en eski ve en güzel kumarhanelerinden biri kabul edilir.
Kumarbaz'ın İlham Kaynağı
Casino Wiesbaden'in halıları üzerinde yürürken, ayak seslerinizin edebiyat tarihine karıştığını hissedebilirsiniz. Ünlü Rus yazar Fyodor Dostoyevski, 19. yüzyılın ortalarında bu salonda defalarca rulet oynamış ve maalesef büyük miktarlarda para kaybetmiştir. İşte bu kayıpların ve yaşadığı o derin tutkunun meyvesi, dünya edebiyatının başyapıtlarından biri olan Kumarbaz romanıdır. Romanın geçtiği kurgusal şehir "Roulettenburg"un arkasında, Dostoyevski'nin Wiesbaden deneyimlerinin olduğu bilinir.
Sadece Kumar Değil, Bir Deneyim
Bugün, Casino Wiesbaden sadece şans oyunları meraklılarını değil, tarihi atmosferi solumak isteyenleri de ağırlıyor. Kristal avizeler, ahşap oymalar ve kadife süslemelerle dolu bu salonlara girmek için belirli bir giyim tarzına (ceket-kravat zorunluluğu gibi) uymak gerekiyor. Kumar oynamasanız bile, o tarihi atmosferi görmek, avizelerin ışıltısını hissetmek ve belki de Dostoyevski'nin oturduğu masanın yakınından geçmek, Wiesbaden gezinizin en unutulmaz anlarından biri olacaktır.